30 Ağustos 2009 Pazar

diary of a guide (Caunos)


KARCANIN ŞİFRESİ NASIL ÇÖZÜLDÜ ?


 

Kaunos kelimesinin Helencede bir anlamı yoktur. Likya yazıtlarında Kaunos'tan Ksibde adıyla söz edilir. Kaunos çevresindeki diğer kentlerdeki yazıtlarda ise Kaunos'un adı Kbid olarak geçer.
Aslen Bodrumlu olan tarihçi Heredot, Kaunosluların kendilerini Giritli olarak tanıttıklarını ama kendisinin bunların yerli halk olduğuna inandığını söyler. Heredot, Kaunosluların yaşam tarzı ve dil olarak Karya'nın etkisinde kaldıklarını, ya da tersi olduğunu söyler.

Gerçekten de Kaunosluların dili Karcaya benzemektedir. Alfabeleri de Karcayla uyumludur. Sadece 5 harfleri farklıdır.

Yakın zamana kadar Karca çözülemediği için Kaunosça da anlaşılamamaktaydı. 

Kaunos kazılarını yürüten Prof. Dr. Cengiz Işık, Karcanın ve Kaunosçanın şifrelerinin çözülmesini Kaunos adlı kitabında şöyle açıklıyor:

"1996 yılı Temmuz ve Ağustos ayları, Kaunos öreninde araştırmalarını sürdüren bizler için anlamlı günlerdi. 30 yıllık dönem geride kalmıştı çünkü. Bu özel kazı mevsiminin bir festival ile kutlanılması hazırlıkları sürerken, bir armağan da Kaunos'un kendisinden gelmişti bize: Karca ve Grekçe olarak iki dilde yazılmış bir stel.(Sağda) Öyle bir armağandı ki bu, yalnızca arkeologları heyecanlandırmakla kalmamış, özellikle dilbilimcilerini kendine ulaşabilme yarışı içine sokmuştur."

Grekçe bilindiği için bu stel sayesinde Karca ve biraz farklı olan Kaunos dili de çözüldü.  
 





Dil çözülünce Kaunosluların kentleri için "Kbid" adını kullandıkları da kesinlik kazandı. Paralarında yer alan K ve B harflerinin ne anlama geldiği de ortaya çıktı.
 
ÇOK VARLIKLIYDILAR


 

Amasyalı tarih ve coğrafyacı Strabon, Kaunos'un bir yarımada üzerinde kurulu olduğunu, önü açılıp kapanabilen bir limanları bulunduğunu, tuz, tuzlu balık ve köle ticareti yaptıklarını ve varlıklı olduklarını yazar.

Xanthos'taki yazıtlardan da Kaunosluların kahraman ve varlıklı insanlar olduklarını öğreniyoruz.

Kaunos'taki kazılarda da en alttan çıkan tüm yapılar, bu zenginliği yansıtıyor. Ancak, limanın önünün dolmasıyla kentin fakirleştiği, sonraki yapılaşmadan da anlaşılıyor. Son dönemlerdeki yapılarda daha çok 'devşirme' denen eski yapı taşları kullanılmış. Heykel kaideleri bile temel taşlarının arasında bulunabiliyor.
Antik çağda Kaunos'un tuzunun çok değerli olduğunu biliyoruz. Kaunos'ta üretilen tuz, o dönemlerde göz merhemi olarak da kullanılıyormuş. Bu tuzun üretildiği tuzla, onlarca yıldır aranıyordu ama bulunamıyordu. Son yıllarda tesadüfen bulundu ve Türkiye'deki ilk antik tuzla olarak kayıtlara geçti. Bu tuzlanın bulunma hikayesini İztuzu bölümünde okuyabilirsiniz.


 
ONURLU İNSANLARDI


 

Pers generali Harpagos, İonya'yı ele geçirdikten sonra MÖ 545'te Karya, Kaunos ve Likya'ya saldırır. Diğerleri teslim olurken, özgürlüklerine düşkün olan Kaunoslular ve Xanthoslular uzun süre karşı koyarlar. Ama karşılarındaki güç çok büyüktür. Persler kentlere girdiklerinde büyük bir katliamlar yaparlar. Kaunoslular, her defasında Perslere karşı mücadelenin ön saflarında yer almışlar ve her yenilgiden sonra kentleri yakılıp yıkılmıştır.
Sonunda Attika-Delos Deniz Birliği'ne katılmak zorunda kalmışlar ve büyük vergiler ödemişlerdir.

 
BAĞIMSIZLIĞIN BEDELİ


 

Kentin MÖ 377'de Karya Satrabı Mausolos'un yönetimine girdiğini ve büyük bir imar hareketinin başladığını görüyoruz. Perslerin tahribinin izleri silindikten hemen sonra bu defa da kent Büyük İskender'in işgaline uğramış. Ancak, İskender Kaunos'a zarar vermeden satrabın kızkardeşi Prenses Ada'ya armağan etmiştir! İskender'in ölümünden sonra Kaunos'ta çalkantılı bir dönem yaşandığını biliyoruz. Kenti ele geçirmek isteyen generaller arasında sık sık çatışmalar çıkmış ve yönetim çok defa el değiştirmiştir. Güçsüzleşen kent, sonunda Bergama Krallığı'na bağlanmak zorunda kalmıştır.
Romalılar bölgeyi ele geçirdiklerinde Kaunosluların nefret ettikleri Rodos'a bağladılar. Kaunoslular itiraz ettiler ve MÖ 129'da Roma'nın Asya Eyaleti içinde bağımsız bir kent haline geldiler. Tabii bunun için yüklü vergi ödediler.
Kaunoslular özgürlüklerine o kadar düşkündüler ki, bağımsız olabilmek için zaman zaman çok ağır bedel ödedikleri görülüyor. Kayıtlardan, Attika-Delos Deniz Birliği'ne 10 talent gibi o devir için çok büyük para ödediklerini öğreniyoruz. Roma'dan sonra Bizans döneminde de bedelini ödeyerek Myra Metropolitliği'ne bağlı bağımsız kent statüsünü korumuşlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder