
TANRILARI KOVALAYAN BİR HALK
Kaunoslular, yaşadıkları döneme bakıldığında çok ilginç bir halk. Gizemlerini çözmek çok güç. Her ortaya çıkan yeni bir belge ve bilgi, onları daha da ilginç hale getiriyor.
Kaunosluların paralarının çoğunda üzüm salkımı figürü yer alır. Üzümün olduğu yerde mutlaka şarap da bulunur. Homeros, yaşam tarzları ve inanışları o dönemdeki diğer toplumlardan farklı olan Kaunosluları şöyle anlatıyor:
"Görenekleri bakımında diğerlerinden olduğu kadar Karyalılardan da uzaktırlar. Bunlarda içki alemi tertiplemek geleneği vardı. Ancak bunu yaparken erkek, kadın, çocuk ve ayrıca yaş ve arkadaşlık ilişkileri de dikkate alınırdı. Kendilerine yabancı olan tanrılar için bir din uyarlamışlar, ama sonradan vazgeçmişler. Yaşlılar, yalnız babalarının tanıdıkları tanrılara tapmayı kararlaştırmışlardır. Bunun üzerine ülkenin gençleri silâhlanmışlar, bu tanrıları, havaya kılıç sallayarak Kalynda sınırına kadar kovalamışlardır. Bunu 'Yabancı tanrıları işte böyle kovaladık' diye anlatırlar. Bu ulusun gelenekleri böyledir.”
Kaunosluların paralarının çoğunda tanrılardan haber getiren melek olduğuna inanılan İris figürü yer almaktadır. Ancak ilginç bir şekilde İris'in baktığı yön ile koştuğu yön farklıdır. Acaba bu, Homeros'un anlattığı tanrıların kovalanması olayını mı tasvir etmektedir?
KUTSAL ALAN
Canlı tanrıları (!) kovalayan Kaunoslular, acaba atalarının bir taşa taptıklarını biliyorlar mıydı?
Hamam binasının Güneybatısı'ndan başlayıp kent merkezine inen kaldırım taşları döşenmiş yer yer basamaklı kutsal yolun solunda geniş bir düzlük yer alır.
Bu alan kazılar başlamadan önce tamamen dikenli çalılarla kaplı bir yamaç görünümündeydi. Çalılar temizlenince, toplama taşlarla yapılmış bir kilisenin temel kalıntıları bulundu.
Arkeologlar, bu kalıntının altında başka bir yapının varlığını fark ettiler. Üstteki kilisenin taşları temizlendiğinde ortaya şimdiki Teras Tapınağı çıktı.
Bizans döneminden mezarların da bulunduğu Teras Tapınağı'nın at nalı şeklindeki mermerden ve sütunlu ana tapınak bölümünün içinde bir başka yuvarlak ve sütunlu alan daha vardı. Bu bölümün sütunlarının arasının duvarla örüldüğü ve girişi olmadığı belirlendi. Bunun anlamı, burası tanrılara veya bir tanrıya adanmış kutsal odaydı. Bir tarafında oturma yerleri gibi basamaklar bulunan bu yuvarlak bölümün tam ortasında da leylak rengi mermerden bir sunak bulunuyordu.
Sıra tapınağın yaşını belirlemeye geldi. Tapınağın önünde Dor tarzı sütunlu galerilerle çevrili terasın Kuzeydoğu köşesindeki sütun kalp şeklindeydi. Bu tür sütunlar en eski İÖ 3. Yüzyılda görülüyordu. Kazılar sırasında tapınağın sağ köşesinde kayalık alanda bir Augustus sikkesi bulunmuştu. Zeminde bulunan seramik parçaları da incelendikten sonra tapınağın İÖ 1. Yüzyılda yapıldığına karar verildi. Burada kullanılan mermer ve taşların orijinal olmadığı, başka yapılardan devşirildiği belirlendi. Büyük bir ihtimalle, bu tapınağın altında da başka tapınaklar olmalıydı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder